bi kadına alıştıktan sonra başka kadınlara alışamazsın. kokusunu seversin o kadının ama diğer kadının kokusunu sevemezsen olmaz. tenini seversin o kadının ama diğer kadının tenini sevemezsen yine olmaz. arar durursun acaba bulabilir miyim diye?
Read more
The Erotic Adventures of Pinocchio (1971)
Gönderen
emre
on 7 Kasım 2010 Pazar
/
Comments: (0)
Trailer till The Erotic Adventures of Pinocchio från rstvideos trailerarkiv.
Mapping on Aeroport night club during the 45th Karlovy Vary International Film Festival
Gönderen
emre
on 6 Kasım 2010 Cumartesi
/
Comments: (0)
AEROPORT 2010 from the macula on Vimeo.
Pierrot le fou Trailer (Jean-Luc Godard, 1965) - Subtitled
Gönderen
emre
Etiketler:
1965) - Subtitled,
Pierrot le fou Trailer (Jean-Luc Godard
/
Comments: (0)
nedendir bilinmez
Gönderen
emre
on 5 Kasım 2010 Cuma
/
Comments: (0)
uzun zaman olmuş yazmayalı. hatta bu bloga girmeyeli. biraz zamansızlıktan dolayı biraz miskinlikten dolayı. aslında canım istemediği için. düzenli olarak blog yazmak isterdim ama gerçekten içimden gelmiyor. yazanlara imreniyorum ama yapamıyorum, yazamıyorum eskisi gibi uzun uzun.
belki artık hayatımda uzun cümleler kurmamı gerektirecek şeyler olmuyordur? ne iş ne hayat ne de başka birşey benim uzun uzun cümleler kurmama izin vermiyor. hızlıca düşünüp, kısaca yazıp geçmek yetiyor. belki de ff denen illeti de o yüzden kullanır oldum.
asıl mesele nedir biliyor musun? nerden bilebilirsin? asıl mesele uzun zaman oldu aşktan kopalı. o yüzden eskisi gibi uzun uzun yazamıyorum. bak anlatayım sana durumları;
1,5 defa aşık oldum ben. ilki yani yarım olan, ben 18 yaşımdayken girdi hayatıma. daha çok küçüktüm ve habersizdim herşeyden. o benden üç yaş büyüktü. evet o kadar da büyük değildi ama benden çok şey yaşamıştı. ve bana da yaşattı tüm o yaşadıklarını. sonu hüsran oldu. yarımlık saymamın sebebi ise çok kısa sürdü. beni aldattı ve bitti. aldatma kısmı ise teenagesel şeyler değil. gidip başka birinin elini falan tutmadı. benim yatağımdan çıkıp başka bir adamın yatağına girdi o kadın.
sonrasında aşık olduğum kadın ise bu ülkenin öbür ucunda, soğuk bir günde karşıma çıktı. tanımadan sadece kapıdan girerken yüzünü gördüm ve aşık oldum. ve bu kadın o kadın işte, dedim. öyle de oldu. kavgalarla, mutluluklarla, hüzünlerle, sevişmelerle dolu yaklaşık üç senem geçti o kadınla. sonrasında ise o da şiddetli geçimsizlikle bitti, tükendi.
aralara giren diğer kadınların ise isimleri bile yok aklımda. öyle kalmaları da en iyisi. birde onlardan kalanlarla yaşayamazdım.
aslında hayatıma giren her kadının bende bıraktığı izlerin fazlasını bıraktım o kadınlarda. bu bazen kalıcı bir yara izi bazense daha fazlası oldu. ama o kadınların bende bıraktığı yaralar ise tek bir noktada birikti ve beni hissizleştirdi.
belki de o yüzden son bir yıldan beri hayatıma anlık veya daha uzun süreli olarak giren hiçbir kadına seni seviyorum bile diyemedim. belki de o yüzden böylesine donuklaştım ve uzaklaştım kendimden.
Read more
belki artık hayatımda uzun cümleler kurmamı gerektirecek şeyler olmuyordur? ne iş ne hayat ne de başka birşey benim uzun uzun cümleler kurmama izin vermiyor. hızlıca düşünüp, kısaca yazıp geçmek yetiyor. belki de ff denen illeti de o yüzden kullanır oldum.
asıl mesele nedir biliyor musun? nerden bilebilirsin? asıl mesele uzun zaman oldu aşktan kopalı. o yüzden eskisi gibi uzun uzun yazamıyorum. bak anlatayım sana durumları;
1,5 defa aşık oldum ben. ilki yani yarım olan, ben 18 yaşımdayken girdi hayatıma. daha çok küçüktüm ve habersizdim herşeyden. o benden üç yaş büyüktü. evet o kadar da büyük değildi ama benden çok şey yaşamıştı. ve bana da yaşattı tüm o yaşadıklarını. sonu hüsran oldu. yarımlık saymamın sebebi ise çok kısa sürdü. beni aldattı ve bitti. aldatma kısmı ise teenagesel şeyler değil. gidip başka birinin elini falan tutmadı. benim yatağımdan çıkıp başka bir adamın yatağına girdi o kadın.
sonrasında aşık olduğum kadın ise bu ülkenin öbür ucunda, soğuk bir günde karşıma çıktı. tanımadan sadece kapıdan girerken yüzünü gördüm ve aşık oldum. ve bu kadın o kadın işte, dedim. öyle de oldu. kavgalarla, mutluluklarla, hüzünlerle, sevişmelerle dolu yaklaşık üç senem geçti o kadınla. sonrasında ise o da şiddetli geçimsizlikle bitti, tükendi.
aralara giren diğer kadınların ise isimleri bile yok aklımda. öyle kalmaları da en iyisi. birde onlardan kalanlarla yaşayamazdım.
aslında hayatıma giren her kadının bende bıraktığı izlerin fazlasını bıraktım o kadınlarda. bu bazen kalıcı bir yara izi bazense daha fazlası oldu. ama o kadınların bende bıraktığı yaralar ise tek bir noktada birikti ve beni hissizleştirdi.
belki de o yüzden son bir yıldan beri hayatıma anlık veya daha uzun süreli olarak giren hiçbir kadına seni seviyorum bile diyemedim. belki de o yüzden böylesine donuklaştım ve uzaklaştım kendimden.
Amarcord - Federico Fellini 1973
Gönderen
emre
on 13 Eylül 2010 Pazartesi
Etiketler:
Amarcord - Federico Fellini 1973
/
Comments: (0)
öylesine
Gönderen
emre
on 13 Ağustos 2010 Cuma
/
Comments: (0)
sıkıcı ve kafamı yorucu bir gündü 13 ağustos tarihi. aslında son günlerde kafam oldukça karışık ve oldukça kaygılıyım. ama bugün tavan yaptı herşey. sorunsuz bir hayat beklentim yok elbette ama biraz fazla arttı sorunlar son zamanlarda.
Read more

