bi kadına alıştıktan sonra başka kadınlara alışamazsın. kokusunu seversin o kadının ama diğer kadının kokusunu sevemezsen olmaz. tenini seversin o kadının ama diğer kadının tenini sevemezsen yine olmaz. arar durursun acaba bulabilir miyim diye?
Read more
The Erotic Adventures of Pinocchio (1971)
Gönderen
emre
on 7 Kasım 2010 Pazar
/
Comments: (0)
Trailer till The Erotic Adventures of Pinocchio från rstvideos trailerarkiv.
Mapping on Aeroport night club during the 45th Karlovy Vary International Film Festival
Gönderen
emre
on 6 Kasım 2010 Cumartesi
/
Comments: (0)
AEROPORT 2010 from the macula on Vimeo.
Pierrot le fou Trailer (Jean-Luc Godard, 1965) - Subtitled
Gönderen
emre
Etiketler:
1965) - Subtitled,
Pierrot le fou Trailer (Jean-Luc Godard
/
Comments: (0)
nedendir bilinmez
Gönderen
emre
on 5 Kasım 2010 Cuma
/
Comments: (0)
uzun zaman olmuş yazmayalı. hatta bu bloga girmeyeli. biraz zamansızlıktan dolayı biraz miskinlikten dolayı. aslında canım istemediği için. düzenli olarak blog yazmak isterdim ama gerçekten içimden gelmiyor. yazanlara imreniyorum ama yapamıyorum, yazamıyorum eskisi gibi uzun uzun.
belki artık hayatımda uzun cümleler kurmamı gerektirecek şeyler olmuyordur? ne iş ne hayat ne de başka birşey benim uzun uzun cümleler kurmama izin vermiyor. hızlıca düşünüp, kısaca yazıp geçmek yetiyor. belki de ff denen illeti de o yüzden kullanır oldum.
asıl mesele nedir biliyor musun? nerden bilebilirsin? asıl mesele uzun zaman oldu aşktan kopalı. o yüzden eskisi gibi uzun uzun yazamıyorum. bak anlatayım sana durumları;
1,5 defa aşık oldum ben. ilki yani yarım olan, ben 18 yaşımdayken girdi hayatıma. daha çok küçüktüm ve habersizdim herşeyden. o benden üç yaş büyüktü. evet o kadar da büyük değildi ama benden çok şey yaşamıştı. ve bana da yaşattı tüm o yaşadıklarını. sonu hüsran oldu. yarımlık saymamın sebebi ise çok kısa sürdü. beni aldattı ve bitti. aldatma kısmı ise teenagesel şeyler değil. gidip başka birinin elini falan tutmadı. benim yatağımdan çıkıp başka bir adamın yatağına girdi o kadın.
sonrasında aşık olduğum kadın ise bu ülkenin öbür ucunda, soğuk bir günde karşıma çıktı. tanımadan sadece kapıdan girerken yüzünü gördüm ve aşık oldum. ve bu kadın o kadın işte, dedim. öyle de oldu. kavgalarla, mutluluklarla, hüzünlerle, sevişmelerle dolu yaklaşık üç senem geçti o kadınla. sonrasında ise o da şiddetli geçimsizlikle bitti, tükendi.
aralara giren diğer kadınların ise isimleri bile yok aklımda. öyle kalmaları da en iyisi. birde onlardan kalanlarla yaşayamazdım.
aslında hayatıma giren her kadının bende bıraktığı izlerin fazlasını bıraktım o kadınlarda. bu bazen kalıcı bir yara izi bazense daha fazlası oldu. ama o kadınların bende bıraktığı yaralar ise tek bir noktada birikti ve beni hissizleştirdi.
belki de o yüzden son bir yıldan beri hayatıma anlık veya daha uzun süreli olarak giren hiçbir kadına seni seviyorum bile diyemedim. belki de o yüzden böylesine donuklaştım ve uzaklaştım kendimden.
Read more
belki artık hayatımda uzun cümleler kurmamı gerektirecek şeyler olmuyordur? ne iş ne hayat ne de başka birşey benim uzun uzun cümleler kurmama izin vermiyor. hızlıca düşünüp, kısaca yazıp geçmek yetiyor. belki de ff denen illeti de o yüzden kullanır oldum.
asıl mesele nedir biliyor musun? nerden bilebilirsin? asıl mesele uzun zaman oldu aşktan kopalı. o yüzden eskisi gibi uzun uzun yazamıyorum. bak anlatayım sana durumları;
1,5 defa aşık oldum ben. ilki yani yarım olan, ben 18 yaşımdayken girdi hayatıma. daha çok küçüktüm ve habersizdim herşeyden. o benden üç yaş büyüktü. evet o kadar da büyük değildi ama benden çok şey yaşamıştı. ve bana da yaşattı tüm o yaşadıklarını. sonu hüsran oldu. yarımlık saymamın sebebi ise çok kısa sürdü. beni aldattı ve bitti. aldatma kısmı ise teenagesel şeyler değil. gidip başka birinin elini falan tutmadı. benim yatağımdan çıkıp başka bir adamın yatağına girdi o kadın.
sonrasında aşık olduğum kadın ise bu ülkenin öbür ucunda, soğuk bir günde karşıma çıktı. tanımadan sadece kapıdan girerken yüzünü gördüm ve aşık oldum. ve bu kadın o kadın işte, dedim. öyle de oldu. kavgalarla, mutluluklarla, hüzünlerle, sevişmelerle dolu yaklaşık üç senem geçti o kadınla. sonrasında ise o da şiddetli geçimsizlikle bitti, tükendi.
aralara giren diğer kadınların ise isimleri bile yok aklımda. öyle kalmaları da en iyisi. birde onlardan kalanlarla yaşayamazdım.
aslında hayatıma giren her kadının bende bıraktığı izlerin fazlasını bıraktım o kadınlarda. bu bazen kalıcı bir yara izi bazense daha fazlası oldu. ama o kadınların bende bıraktığı yaralar ise tek bir noktada birikti ve beni hissizleştirdi.
belki de o yüzden son bir yıldan beri hayatıma anlık veya daha uzun süreli olarak giren hiçbir kadına seni seviyorum bile diyemedim. belki de o yüzden böylesine donuklaştım ve uzaklaştım kendimden.
Amarcord - Federico Fellini 1973
Gönderen
emre
on 13 Eylül 2010 Pazartesi
Etiketler:
Amarcord - Federico Fellini 1973
/
Comments: (0)
öylesine
Gönderen
emre
on 13 Ağustos 2010 Cuma
/
Comments: (0)
sıkıcı ve kafamı yorucu bir gündü 13 ağustos tarihi. aslında son günlerde kafam oldukça karışık ve oldukça kaygılıyım. ama bugün tavan yaptı herşey. sorunsuz bir hayat beklentim yok elbette ama biraz fazla arttı sorunlar son zamanlarda.
Read more
Hair Conditioner
Gönderen
emre
on 4 Ağustos 2010 Çarşamba
Etiketler:
Hair Conditioner
/
Comments: (0)
Hair Conditioner from Jonathan Gurvit on Vimeo.
Avrupa Bankalarının Stress Testleri ve Sonuçları
Gönderen
emre
on 27 Temmuz 2010 Salı
Etiketler:
Avrupa stres testlerinde ‘şok’ olasılığı,
dünya krizi,
euro,
Franka müdahale 3.6 milyar dolar zarar ettirdi,
kriz,
roubini
/
Comments: (0)
Küresel mali krizlere yönelik yaptığı doğru tahminler nedeniyle Kriz Kahini olarak ünlenen ekonomist Nouriel Roubini, Avrupa’daki 91 bankaya uygulanan stres testlerinin kıta ekonomisi bekleyen riskleri gösterecek güçte olmadığını söyledi ve euro ve doların güzellik değil, çirkinlik yarışmasında olduğuna işaret etti.
Roubini Global Economics (RGE) adlı bağımsız düşünce kuruluşunun başkanı da olan ünlü ekonomist, CNBC’ye yaptığı değerlendirmede, “Avrupa’daki testler, işsizlikte yüzde 6’ya varan bir artış ve ekonomide ortalama yüzde 3’lük bir daralma öngörürken, faiz oranlarının yüzde 6 artacağına işaret etti. Ancak birçok analist şartların tahmin edilenden daha kötü olduğuna inanıyor” diye konuştu.
Kendisine "Kriz Kahini" yerine "Bay Realist" denmesini istediğini belirten Roubini, “Ekonomik büyüme ve ülke borcu risklerine yönelik tahminlerin hiçbiri gerçekçi değil” dedi.
YATIRIMCIYA DETAYLI BİLGİ VERİYOR
Avrupa Bankacılık Denetleme Kurulu Başkanı Giovanni Carosio ise testlerin sonuçlarının, ülkelerin borçlarını ödeyememeleri durumunda bankaların ne kadar zarar edeceğini öğrenmek isteyen yatırımcılar için detaylı bilgiler sunduğuna dikkat çekti.
Roubini, testlerin bazı açılardan detaylı bilgiler ortaya koyduğuna katılsa da söz konusu meselelerin işaretlerinin zaten ortada olduğunu söyledi. Örnek olarak, İspanyol bankaların karşı karşıya kaldığı ülke borcu riskinin kolay tahmin edilebilir bir olgu olduğunu belirten ekonomist Alman bankalar için yeterli bilgiye ulaşmanın o kadar da basit olmadığını belirtti.
Bay Realist, bazı bankaların bilançolarındaki zehirli varlıkların halen su yüzüne çıkarılmadığına da dikkat çekti.
Roubini, geçen yıl ABD’li bankalara uygulanan stres testlerinin de yeteri kadar güçlü olmadığına ancak yine de sonuçların açıklanmasının ardından piyasaya yeniden güven tesis edildiğinden bazı bankaların hisselerinde yükselişlerin görüldüğüne dikkat çekti.
HANGİSİ DAHA ÇİRKİN
Bay Realist, Atlas Okyanusu’nun her iki yakasında da ekonomik durumun olumsuz olduğunu ifade ederek gelişmiş ekonomilerin önümüzdeki yıllarda normalin altında bir hızla büyüyeceği tahmininde bulundu.
Avrupa’nın ortak para birimi euronun dolar karşında izlediği dalgalı seyre gönderme yapan Roubini, “Bu en güzelin değil de en az çirkinin belirlendiği bir güzellik yarışmasını andırıyor” dedi.
Roubini, “ABD’yi önümüzdeki dönemde kötü sürprizlerin beklediğini düşünüyorum” diye konuştu.
Washington hükümetinin teşvik paketlerini geri çekmesiyle, yılın ilk yarısındaki ekonomik canlılığın ikinci yarıda görülmeyeceğini söyleyen Roubini, “ABD’nin ikinci çeyrekte yüzde 2 büyüyeceğine inanıyorum. Birçok kişinin tahmini de bu yönde. Bu oran yüzde 3'lük büyüme eğiliminin oldukça altında “dedi.
Read more
Roubini Global Economics (RGE) adlı bağımsız düşünce kuruluşunun başkanı da olan ünlü ekonomist, CNBC’ye yaptığı değerlendirmede, “Avrupa’daki testler, işsizlikte yüzde 6’ya varan bir artış ve ekonomide ortalama yüzde 3’lük bir daralma öngörürken, faiz oranlarının yüzde 6 artacağına işaret etti. Ancak birçok analist şartların tahmin edilenden daha kötü olduğuna inanıyor” diye konuştu.
Kendisine "Kriz Kahini" yerine "Bay Realist" denmesini istediğini belirten Roubini, “Ekonomik büyüme ve ülke borcu risklerine yönelik tahminlerin hiçbiri gerçekçi değil” dedi.
YATIRIMCIYA DETAYLI BİLGİ VERİYOR
Avrupa Bankacılık Denetleme Kurulu Başkanı Giovanni Carosio ise testlerin sonuçlarının, ülkelerin borçlarını ödeyememeleri durumunda bankaların ne kadar zarar edeceğini öğrenmek isteyen yatırımcılar için detaylı bilgiler sunduğuna dikkat çekti.
Roubini, testlerin bazı açılardan detaylı bilgiler ortaya koyduğuna katılsa da söz konusu meselelerin işaretlerinin zaten ortada olduğunu söyledi. Örnek olarak, İspanyol bankaların karşı karşıya kaldığı ülke borcu riskinin kolay tahmin edilebilir bir olgu olduğunu belirten ekonomist Alman bankalar için yeterli bilgiye ulaşmanın o kadar da basit olmadığını belirtti.
Bay Realist, bazı bankaların bilançolarındaki zehirli varlıkların halen su yüzüne çıkarılmadığına da dikkat çekti.
Roubini, geçen yıl ABD’li bankalara uygulanan stres testlerinin de yeteri kadar güçlü olmadığına ancak yine de sonuçların açıklanmasının ardından piyasaya yeniden güven tesis edildiğinden bazı bankaların hisselerinde yükselişlerin görüldüğüne dikkat çekti.
HANGİSİ DAHA ÇİRKİN
Bay Realist, Atlas Okyanusu’nun her iki yakasında da ekonomik durumun olumsuz olduğunu ifade ederek gelişmiş ekonomilerin önümüzdeki yıllarda normalin altında bir hızla büyüyeceği tahmininde bulundu.
Avrupa’nın ortak para birimi euronun dolar karşında izlediği dalgalı seyre gönderme yapan Roubini, “Bu en güzelin değil de en az çirkinin belirlendiği bir güzellik yarışmasını andırıyor” dedi.
Roubini, “ABD’yi önümüzdeki dönemde kötü sürprizlerin beklediğini düşünüyorum” diye konuştu.
Washington hükümetinin teşvik paketlerini geri çekmesiyle, yılın ilk yarısındaki ekonomik canlılığın ikinci yarıda görülmeyeceğini söyleyen Roubini, “ABD’nin ikinci çeyrekte yüzde 2 büyüyeceğine inanıyorum. Birçok kişinin tahmini de bu yönde. Bu oran yüzde 3'lük büyüme eğiliminin oldukça altında “dedi.
The Day That Never Comes
Gönderen
emre
on 23 Temmuz 2010 Cuma
Etiketler:
metallica - the day that never comes
/
Comments: (0)
kaç insan nasıl bu kadar anlamlı sözler yazabilir??? her gün defalarca dinliyorum...
The Day That Never Comes
Born to push you around
Better just stay down
You pull away, he hits the flesh, you hit the ground
Mouth so full of lies
Tend to black your eyes
Just keep them closed, keep praying, just keep waiting
Waiting for the one
The day that never comes
When you stand up and feel the warmth
But the sunshine never comes, no
No the sunshine never comes
Push you 'cross that line
Just stay down this time
Hiding yourself, crawl in yourself, you'll have your time
God i'll make them pay
Take it back one day
I'll end this day, i'll spot a colour on this grey
Waiting for the one
The day that never comes
When you stand up and feel the warmth
But the sunshine never comes
Love is a four letter word
And never spoken here
Love is a four letter word
Here in this prison
I suffer this no longer
I'll put it into
This i swear, this i swear,
The sun will shine
This i swear, this i swear, this i swear
Read more
The Day That Never Comes
Born to push you around
Better just stay down
You pull away, he hits the flesh, you hit the ground
Mouth so full of lies
Tend to black your eyes
Just keep them closed, keep praying, just keep waiting
Waiting for the one
The day that never comes
When you stand up and feel the warmth
But the sunshine never comes, no
No the sunshine never comes
Push you 'cross that line
Just stay down this time
Hiding yourself, crawl in yourself, you'll have your time
God i'll make them pay
Take it back one day
I'll end this day, i'll spot a colour on this grey
Waiting for the one
The day that never comes
When you stand up and feel the warmth
But the sunshine never comes
Love is a four letter word
And never spoken here
Love is a four letter word
Here in this prison
I suffer this no longer
I'll put it into
This i swear, this i swear,
The sun will shine
This i swear, this i swear, this i swear
Alman hükümetinde tasarruf kavgası çıktı
Gönderen
emre
on 21 Temmuz 2010 Çarşamba
Etiketler:
Alman hükümetinde tasarruf kavgası çıktı
/
Comments: (0)
Almanya’yı etkileyen ekonomik krize karşı alınan tasarruf önlemleri, siyasi çekişme konusu oldu. Koalisyonun Hür Demokrat Partili bakanları, Hıristiyan Demokrat Partili Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble’ye direndiği belirtildi.
Alman gazete Deutche Welle’ye göre, tasarruf paketine direnişin başını Hür Demokrat Partili (FDP) Ekonomi Bakanı Rainer Brüderle ön sırada yer aldı. Brüderle, şirketlere sağlanan vergi indirimlerinin iptal edilmesine karşı çıktı. Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble, söz konusu vergi indirimlerinin iptal edilmesiyle 2011 yılı bütçesine 1 milyar euroluk katkı sağlanacağını savundu.
Schäuble'nin getirmeyi planladığı yeni Hava Ulaşımı Vergisi de kamu bütçesine yaklaşık 1 milyar euroluk katkı sağlıyor. Ancak burada da Ekonomi Bakanı Rainer Brüderle'nin direnişi henüz aşılamadı.
CDU'lu Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble'nin adli sistemde uygulamak istediği bir dizi reform da FDP'li Adalet Bakanı Sabine Leutheusser-Schnarrenberger'in sert direnişiyle karşılaştı. Schäuble, adli reformların kamu bütçesine yarım milyar euroluk katkı sağlamasını umut ettiğini belirtti.
Koalisyon ortakları arasında tartışma yaratan konuların arasında sosyal harcamalarda kesinti ve nükleer enerji de yer alıyor.
Bakan Wolfgang Schäuble, konuyu CDU yönetimine de şikâyet ederek koalisyon sözleşmesine uyulmasını istedi. Federal hükümet, ağustos ayı sonuna kadar tasarruf paketinin yasalaşarak yürürlüğe girmesini hedefledi.
Read more
Alman gazete Deutche Welle’ye göre, tasarruf paketine direnişin başını Hür Demokrat Partili (FDP) Ekonomi Bakanı Rainer Brüderle ön sırada yer aldı. Brüderle, şirketlere sağlanan vergi indirimlerinin iptal edilmesine karşı çıktı. Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble, söz konusu vergi indirimlerinin iptal edilmesiyle 2011 yılı bütçesine 1 milyar euroluk katkı sağlanacağını savundu.
Schäuble'nin getirmeyi planladığı yeni Hava Ulaşımı Vergisi de kamu bütçesine yaklaşık 1 milyar euroluk katkı sağlıyor. Ancak burada da Ekonomi Bakanı Rainer Brüderle'nin direnişi henüz aşılamadı.
CDU'lu Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble'nin adli sistemde uygulamak istediği bir dizi reform da FDP'li Adalet Bakanı Sabine Leutheusser-Schnarrenberger'in sert direnişiyle karşılaştı. Schäuble, adli reformların kamu bütçesine yarım milyar euroluk katkı sağlamasını umut ettiğini belirtti.
Koalisyon ortakları arasında tartışma yaratan konuların arasında sosyal harcamalarda kesinti ve nükleer enerji de yer alıyor.
Bakan Wolfgang Schäuble, konuyu CDU yönetimine de şikâyet ederek koalisyon sözleşmesine uyulmasını istedi. Federal hükümet, ağustos ayı sonuna kadar tasarruf paketinin yasalaşarak yürürlüğe girmesini hedefledi.
Avrupa stres testlerinde ‘şok’ olasılığı
Gönderen
emre
Etiketler:
Avrupa stres testlerinde ‘şok’ olasılığı
/
Comments: (0)
Avrupalı düzenleyici kurumlar, Cuma günü bölgedeki 91 bankaya yönelik açıklanacak stres testlerini üç farklı senaryoyla detaylandırmayı planlıyor. En zor koşulların belirlendiği senaryoya ise ’şok’ ismi veriliyor.
Avrupa Bankacılık Denetleme Kurulu’na (CEBS) ait belgelere göre, ilk senaryoda, bankalar 2011 yılı için belirlenen bir gösterge düzeye göre tier 1 olarak bilinen ana sermaye yeterlilik oranlarını açıklayacaklar.
İkinci senaryoda bankalar ters bir durum olması durumunda ortaya çıkacak tabloyu masaya yatıracak.
ŞOK SENARYOSU
Sonuncu olan ve ‘şok’ diye adlandırılan senaryoda ise, bankalar kayıtlarındaki borçlarından edecekleri olası zararlarla birlikte, borç krizinden sonra bilançolarına yazacakları ek zararları da açıklayacak.
Almanya, Münih merkezli araştırma şirketi Merck Finck & Co.’nun analistlerinden Konrad Becker, muhasebe kurallarına göre, bankaların, borçlu ülkenin borcunu ödeyememe olasılığı baş gösterdiğinde, ellerindeki tahvilleri piyasadaki fiyatlara göre ayarlamak zorunda olduğunu söyledi.
Adının gizli tutulmasını isteyen, konuyu yakından takip eden bir kaynak, şok senaryosunda herhangi bir Avrupa ülkesinin iflas etme olasılığının dahil edilmediğini de söyledi.
Bu senaryoda, hükümet tahvillerinin getirilerinin yükselmesinin, borçlanma maliyetlerini artıracağı, özel sektördeki iflas oranlarını yükselteceğini ve bunun sonucunda da kredi veren bankaların bilançolarına zarar yazacağı belirtildi.
ABD STRES TESTLERİ
CEBS, Avrupa’da ulusal bankacılık idarelerini kontrol ediyor ve düzenlemeler konusunda Avrupa Birliği’ne (AB) politika tavsiyelerinde bulunuyor.
Stres testleri, kıtadaki 91 bankanın hem resesyon yaşanması hem de ellerindeki devlet tahvillerinin değer kaybetmesi durumunda ayakta kalıp kalmayacaklarını görmek amacıyla uygulanıyor.
European Bank Stress Tests Said to Describe Three Scenarios"
Read more
Avrupa Bankacılık Denetleme Kurulu’na (CEBS) ait belgelere göre, ilk senaryoda, bankalar 2011 yılı için belirlenen bir gösterge düzeye göre tier 1 olarak bilinen ana sermaye yeterlilik oranlarını açıklayacaklar.
İkinci senaryoda bankalar ters bir durum olması durumunda ortaya çıkacak tabloyu masaya yatıracak.
ŞOK SENARYOSU
Sonuncu olan ve ‘şok’ diye adlandırılan senaryoda ise, bankalar kayıtlarındaki borçlarından edecekleri olası zararlarla birlikte, borç krizinden sonra bilançolarına yazacakları ek zararları da açıklayacak.
Almanya, Münih merkezli araştırma şirketi Merck Finck & Co.’nun analistlerinden Konrad Becker, muhasebe kurallarına göre, bankaların, borçlu ülkenin borcunu ödeyememe olasılığı baş gösterdiğinde, ellerindeki tahvilleri piyasadaki fiyatlara göre ayarlamak zorunda olduğunu söyledi.
Adının gizli tutulmasını isteyen, konuyu yakından takip eden bir kaynak, şok senaryosunda herhangi bir Avrupa ülkesinin iflas etme olasılığının dahil edilmediğini de söyledi.
Bu senaryoda, hükümet tahvillerinin getirilerinin yükselmesinin, borçlanma maliyetlerini artıracağı, özel sektördeki iflas oranlarını yükselteceğini ve bunun sonucunda da kredi veren bankaların bilançolarına zarar yazacağı belirtildi.
ABD STRES TESTLERİ
CEBS, Avrupa’da ulusal bankacılık idarelerini kontrol ediyor ve düzenlemeler konusunda Avrupa Birliği’ne (AB) politika tavsiyelerinde bulunuyor.
Stres testleri, kıtadaki 91 bankanın hem resesyon yaşanması hem de ellerindeki devlet tahvillerinin değer kaybetmesi durumunda ayakta kalıp kalmayacaklarını görmek amacıyla uygulanıyor.
European Bank Stress Tests Said to Describe Three Scenarios"
İki dipli resesyon giderek yaklaşıyor
Gönderen
emre
Etiketler:
İki dipli resesyon giderek yaklaşıyor
/
Comments: (0)
Küresel ekonominin 'iki dipli' resesyon dönemine girip girmeyeceği son dönemde ekonomistlerin en büyük tartışma konusuyken, geçmişteki örnekler bu korkutan senaryonun gerçekleşme olasılığının yüksek olduğuna işaret ediyor
California merkezli düşünce kuruluşu Pasifik Araştırma Enstitüsü'nde, İş ve Ekonomi Araştırmaları dalında kıdemli uzman olan Robert P. Murphy* bu konuyla ilgili MarketWatch'ta yayımladığı köşe yazısında şu görüşleri savundu:
İki dipli resesyon, ekonomide yaşanan bir durgunluk döneminden sonra görülen geçici toparlanmanın ardından yeniden resesyonun yaşanması olarak tanımlanıyor.
Bazı ekonomistler, krizde en kötüsünün geride kaldığını savunurken, üretimin ve istihdamın gelecek birkaç yıl için yavaş ancak istikrarlı bir toparlanma göstereceğini tahmin ediyor.
Bazıları ise ikinci bir krize doğru yol aldığımız görüşünde. Ekonomide yaşanan son çalkantılı dönemden çıkarılan örnekler ise kötümser olanları daha çok destekliyor.
GREENSPAN'İN TRAJİK HATASI
Dünyanın tüm ekonomistlerinin yan yana gelse de bu konuda bir sonuca ulaşılamayacağı da kabul edilen bir diğer görüş. Ancak bu görüşe rağmen, çok sayıda ekonomist, ABD Merkez Bankası (Fed) Eski Başkanı Alan Greenspan'in trajik bir hata yaptığı konusunda hem fikir: Greenspan, 2000 yılında yaşanan teknoloji balonundan sonra para musluklarını açarak, piyasaya fazlasıyla para aktarmıştı.
Greenspan, 2000 yılından 2003'e kadar 'parasal taban'ın yüzde 23 artmasına izin verdi. 'Güçlü para' olarak da bilinen parasal tabanın, yani piyasada dönen paranın hacminin büyümesiyle, bankaların elindeki rezervler ve dolayısıyla kullandırılan toplam kredi miktarında artış görüldü.
Aynı dönemde Fed'in faiz oranları da yüzde 6.5 seviyesinden yüzde 1'e çekilmiş ve son 40 yılın en düşük seviyesine gelmişti.
Greenspan'ın uyguladığı kolay kredi politikası, teknoloji balonu ve 11 Eylül saldırıları sonrası ekonomiyi 'yumuşak şekilde yere indirmeyi' amaçlıyordu. Bu politikanın belli bir süre başarılı da oldu. İnsanlar, 2001 yılındaki resesyon döneminde dahi ev fiyatlarının artmasını şaşkınlıkla izledi ve Greenspan'e "Maestro (orkestra şefi)" sıfatını yakıştırdılar.
EMLAK BALONUNU TETİKLEDİ
Geçmişe bakıldığında, olaya siyasi açıdan yaklaşan ekonomistler Fed'in bu politikasının emlak balonun oluşmasında etkili olduğunu belirtiyor. Bazılarıysa konuya daha acımasızca yaklaşıp Greenspan'in politikalarının 'kolay' olmadığını sadece ekonomi için kaçınılmaz olan kıyamet gününü ertelediği yönünde değerlendirmeler yapıyor.
GREENSPAN'İN ÖĞRENCİSİ BERNANKE
Tıpkı diğer piyasalardaki olduğu gibi emlak sektöründe de şişen fiyat balonu sonunda patladı. O dönemde, şimdi Fed'in başkanlığını yürüten Ben Bernanke bankanın karar alıcıları arasında yer alıyordu. Ne yazık ki, o da oyunun kurallarını Greenspan'in kitabından öğrendi. Tek farkı ise Greenspan'in yaptıklarını daha büyük oranlarda ve sert biçimde gerçekleştirmesi oldu.
Bernanke döneminde faizler yüzde sıfıra yaklaşarak tarihi dip seviyelerini görürken, parasal taban da bir yıl içerisinde yüzde 94 genişledi.
Daha önce eşi benzeri görülmemiş bu parasal teşvik, hisse senetleri piyasasını kısmen canlandırırken, emlak fiyatlarının da istikrar kazanmasının sağladı. Time dergisi Bernanke'yi 'Yılın Adamı' seçerken, Obama yönetimi Büyük Resesyon'u bertaraf ettiği için kredi sağladı.
Bu gelişmeler de, Greenspan ile Bernanke arasındaki benzer tarafları göstermesi açısından dikkat çekici.
BORÇLA KURTARMA OLMAZ
Ekonominin, trilyonlarca dolar borç alınıp, harcama yapılarak, 'kurtarılmaya' çalışılması mantıklı bir davranış değil.
Ekonomide görüldüğü ileri sürülen toparlanma, en yazık ki emlak balonunun yaşadığı dönemdeki gibi yanıltıcı. Şu anda fırtına öncesi sessizliğin yaşandığını düşünmek rahatsız edici bir durum, öyleyse gelmekte olan çöküş gerçekten çok acı verici olacak. Şu anda, ekonomide 'iki dipli' bir hareketin görüleceğini düşünenlerin dayanakları daha güçlü gibi görünüyor."
* Robert P. Murphy, California merkezli düşünce kuruluşu Pasifik Araştırma Enstitüsü'nde, İş ve Ekonomi Araştırmaları dalında kıdemli uzman olarak görev yapıyor.
Double dip looks doubly certain"
Read more
California merkezli düşünce kuruluşu Pasifik Araştırma Enstitüsü'nde, İş ve Ekonomi Araştırmaları dalında kıdemli uzman olan Robert P. Murphy* bu konuyla ilgili MarketWatch'ta yayımladığı köşe yazısında şu görüşleri savundu:
İki dipli resesyon, ekonomide yaşanan bir durgunluk döneminden sonra görülen geçici toparlanmanın ardından yeniden resesyonun yaşanması olarak tanımlanıyor.
Bazı ekonomistler, krizde en kötüsünün geride kaldığını savunurken, üretimin ve istihdamın gelecek birkaç yıl için yavaş ancak istikrarlı bir toparlanma göstereceğini tahmin ediyor.
Bazıları ise ikinci bir krize doğru yol aldığımız görüşünde. Ekonomide yaşanan son çalkantılı dönemden çıkarılan örnekler ise kötümser olanları daha çok destekliyor.
GREENSPAN'İN TRAJİK HATASI
Dünyanın tüm ekonomistlerinin yan yana gelse de bu konuda bir sonuca ulaşılamayacağı da kabul edilen bir diğer görüş. Ancak bu görüşe rağmen, çok sayıda ekonomist, ABD Merkez Bankası (Fed) Eski Başkanı Alan Greenspan'in trajik bir hata yaptığı konusunda hem fikir: Greenspan, 2000 yılında yaşanan teknoloji balonundan sonra para musluklarını açarak, piyasaya fazlasıyla para aktarmıştı.
Greenspan, 2000 yılından 2003'e kadar 'parasal taban'ın yüzde 23 artmasına izin verdi. 'Güçlü para' olarak da bilinen parasal tabanın, yani piyasada dönen paranın hacminin büyümesiyle, bankaların elindeki rezervler ve dolayısıyla kullandırılan toplam kredi miktarında artış görüldü.
Aynı dönemde Fed'in faiz oranları da yüzde 6.5 seviyesinden yüzde 1'e çekilmiş ve son 40 yılın en düşük seviyesine gelmişti.
Greenspan'ın uyguladığı kolay kredi politikası, teknoloji balonu ve 11 Eylül saldırıları sonrası ekonomiyi 'yumuşak şekilde yere indirmeyi' amaçlıyordu. Bu politikanın belli bir süre başarılı da oldu. İnsanlar, 2001 yılındaki resesyon döneminde dahi ev fiyatlarının artmasını şaşkınlıkla izledi ve Greenspan'e "Maestro (orkestra şefi)" sıfatını yakıştırdılar.
EMLAK BALONUNU TETİKLEDİ
Geçmişe bakıldığında, olaya siyasi açıdan yaklaşan ekonomistler Fed'in bu politikasının emlak balonun oluşmasında etkili olduğunu belirtiyor. Bazılarıysa konuya daha acımasızca yaklaşıp Greenspan'in politikalarının 'kolay' olmadığını sadece ekonomi için kaçınılmaz olan kıyamet gününü ertelediği yönünde değerlendirmeler yapıyor.
GREENSPAN'İN ÖĞRENCİSİ BERNANKE
Tıpkı diğer piyasalardaki olduğu gibi emlak sektöründe de şişen fiyat balonu sonunda patladı. O dönemde, şimdi Fed'in başkanlığını yürüten Ben Bernanke bankanın karar alıcıları arasında yer alıyordu. Ne yazık ki, o da oyunun kurallarını Greenspan'in kitabından öğrendi. Tek farkı ise Greenspan'in yaptıklarını daha büyük oranlarda ve sert biçimde gerçekleştirmesi oldu.
Bernanke döneminde faizler yüzde sıfıra yaklaşarak tarihi dip seviyelerini görürken, parasal taban da bir yıl içerisinde yüzde 94 genişledi.
Daha önce eşi benzeri görülmemiş bu parasal teşvik, hisse senetleri piyasasını kısmen canlandırırken, emlak fiyatlarının da istikrar kazanmasının sağladı. Time dergisi Bernanke'yi 'Yılın Adamı' seçerken, Obama yönetimi Büyük Resesyon'u bertaraf ettiği için kredi sağladı.
Bu gelişmeler de, Greenspan ile Bernanke arasındaki benzer tarafları göstermesi açısından dikkat çekici.
BORÇLA KURTARMA OLMAZ
Ekonominin, trilyonlarca dolar borç alınıp, harcama yapılarak, 'kurtarılmaya' çalışılması mantıklı bir davranış değil.
Ekonomide görüldüğü ileri sürülen toparlanma, en yazık ki emlak balonunun yaşadığı dönemdeki gibi yanıltıcı. Şu anda fırtına öncesi sessizliğin yaşandığını düşünmek rahatsız edici bir durum, öyleyse gelmekte olan çöküş gerçekten çok acı verici olacak. Şu anda, ekonomide 'iki dipli' bir hareketin görüleceğini düşünenlerin dayanakları daha güçlü gibi görünüyor."
* Robert P. Murphy, California merkezli düşünce kuruluşu Pasifik Araştırma Enstitüsü'nde, İş ve Ekonomi Araştırmaları dalında kıdemli uzman olarak görev yapıyor.
Double dip looks doubly certain"
Stres testleri yatırımcıda stres yaratıyor
Gönderen
emre
Etiketler:
Stres testleri yatırımcıda stres yaratıyor
/
Comments: (0)
New Doubts on EU Bank Stress Tests
Avrupa’da, bankacılık sisteminin zayıf halkalarını ortaya çıkaracak stres testlerinin sonuçları Cuma günü açıklanacak. Bölge ülkelerinin yaşadığı mali sıkıntıların dikkate alan uzmanlar ise, resmi ağızların stres testlerine yönelik aşırı iyimserliğine şüpheyle yaklaşıyor.
Yunanistan ekonomisi paramparça, mali sistemi ise büyük bir baskı altında. Ancak ülkenin bankaları Avrupa’nın stres testlerinden başarıyla çıkacakmış gibi görünüyor.
Benzer çelişki Avrupa’nın geneline yayılmış durumda. Düzenleyici kurumlar, Cuma günü kıtadaki 91 bankanın stres testi sonuçlarını yayımlamaya hazırlanırken, Avrupalı politikacılar ve finans yetkililerinden sonuçlara yönelik oldukça iyimser yorumlar geliyor.
Yatırımcılar tarafında ise durum biraz farklı. Pek çoğu Avrupalı bankaların bilânçolarında henüz ortaya çıkmamış sorunlar olduğu düşünüyor. Geçen yıl, ABD’deki stres testinden geçen 19 bankadan 10’nunu daha fazla sermaye toplamaya zorlandığı gerçeği göz önüne alındığında, Cuma günü fazla kötü sonuç gelmemesi, Avrupalı politika yapıcıların oluşturmaya çalıştığı güven ortamına sekte vurabilir.
Bağımsız bir araştırma kuruluşu olan CreditSights’ın bankacılık sektörü analistlerinden John Raymond, Yunanistan gibi ülkelerdeki bankaların başarılı sonuçlar ortaya çıkarması durumunda, “yatırımcılar stres testlerinin yeteri kadar sert olmadığı fikrine kapılabilir. Piyasanın büyük bir hayal kırıklığına uğrayacağını düşünüyorum” dedi.
EN ZAYIF HALKA: HYPO REAL ESTATE
Konuya yakın kaynaklar, Alman Hypo Real Estate AG’nin stres testlerinden geçemeyeceğini de belirtiyor. Ancak bu banka, Berlin hükümetinin tarafından gerçekleştirilen bir dizi sermaye yenilemesinin ardından, tamamen kamuya geçti ve portföyünde şu anda yoğun bir yeniden yapılandırmaya gidiyor. Hypo, aynı zamanda bilânçosundaki 210 milyar euroluk riskli varlığı, Berlin hükümetinin bankacılık kurtarma kurumu Soffin’e göndermeye hazırlanıyor.
Hypo bununla birlikte, Soffin’den aldığı 8 milyar euroluk sermaye yardımına ek olarak, 2 milyar euro daha talep edebileceğini belirtti.
GÖZLER YUNANİSTAN’DA
Cuma günü yayımlanacak stres testi sonuçlarında gözlerin Yunan bankaları üzerinde olacağı konuşuluyor. Avrupa’daki borç krizinin merkez üssü olan ülkede, bankalar son zamanlarda geri ödenmeyen krediler ve müşterilerin mevduat hesaplarını boşlatmaları yüzünden azalan likidite gibi sorunlarla boğuşuyor. Ayrıca riskten kaçan yatırımcılar Yunan bankaların tahvillerini satın almak istemiyor.
Yunan yetkililer ise bankalarının stres testlerinde sergileyecekleri performanslara güvendiklerini belirtti. Bankalar ise konu hakkında herhangi bir yorum yapmadı. Yunanistan Maliye Bakanı Yorgo Papakonstantinu ise iyimser bir beklentiyle, “Yunan bankaların stres testlerini geçeceğinden kuşkum yok” diye konuştu.
BAŞARISIZ BANKALAR DA OLMALI
Toplam 20 ülkedeki finansal düzenleyici kurum tarafından uygulanan stres testleri, Londra merkezli Avrupa Bankacılık Denetleme Komitesi (CEBS) tarafından koordine ediliyor. Stres testleri küresel bankacılık sektöründeki varlıkların yüzde 50’sini oluşturan ve 16 üyesi bulunan euro bölgesiyle birlikte, İngiltere, Danimarka, Polonya ve İsveç’te operasyonlarını yürüten dünyanın en büyük bankalarını kapsıyor.
Read more
Avrupa’da, bankacılık sisteminin zayıf halkalarını ortaya çıkaracak stres testlerinin sonuçları Cuma günü açıklanacak. Bölge ülkelerinin yaşadığı mali sıkıntıların dikkate alan uzmanlar ise, resmi ağızların stres testlerine yönelik aşırı iyimserliğine şüpheyle yaklaşıyor.
Yunanistan ekonomisi paramparça, mali sistemi ise büyük bir baskı altında. Ancak ülkenin bankaları Avrupa’nın stres testlerinden başarıyla çıkacakmış gibi görünüyor.
Benzer çelişki Avrupa’nın geneline yayılmış durumda. Düzenleyici kurumlar, Cuma günü kıtadaki 91 bankanın stres testi sonuçlarını yayımlamaya hazırlanırken, Avrupalı politikacılar ve finans yetkililerinden sonuçlara yönelik oldukça iyimser yorumlar geliyor.
Yatırımcılar tarafında ise durum biraz farklı. Pek çoğu Avrupalı bankaların bilânçolarında henüz ortaya çıkmamış sorunlar olduğu düşünüyor. Geçen yıl, ABD’deki stres testinden geçen 19 bankadan 10’nunu daha fazla sermaye toplamaya zorlandığı gerçeği göz önüne alındığında, Cuma günü fazla kötü sonuç gelmemesi, Avrupalı politika yapıcıların oluşturmaya çalıştığı güven ortamına sekte vurabilir.
Bağımsız bir araştırma kuruluşu olan CreditSights’ın bankacılık sektörü analistlerinden John Raymond, Yunanistan gibi ülkelerdeki bankaların başarılı sonuçlar ortaya çıkarması durumunda, “yatırımcılar stres testlerinin yeteri kadar sert olmadığı fikrine kapılabilir. Piyasanın büyük bir hayal kırıklığına uğrayacağını düşünüyorum” dedi.
EN ZAYIF HALKA: HYPO REAL ESTATE
Konuya yakın kaynaklar, Alman Hypo Real Estate AG’nin stres testlerinden geçemeyeceğini de belirtiyor. Ancak bu banka, Berlin hükümetinin tarafından gerçekleştirilen bir dizi sermaye yenilemesinin ardından, tamamen kamuya geçti ve portföyünde şu anda yoğun bir yeniden yapılandırmaya gidiyor. Hypo, aynı zamanda bilânçosundaki 210 milyar euroluk riskli varlığı, Berlin hükümetinin bankacılık kurtarma kurumu Soffin’e göndermeye hazırlanıyor.
Hypo bununla birlikte, Soffin’den aldığı 8 milyar euroluk sermaye yardımına ek olarak, 2 milyar euro daha talep edebileceğini belirtti.
GÖZLER YUNANİSTAN’DA
Cuma günü yayımlanacak stres testi sonuçlarında gözlerin Yunan bankaları üzerinde olacağı konuşuluyor. Avrupa’daki borç krizinin merkez üssü olan ülkede, bankalar son zamanlarda geri ödenmeyen krediler ve müşterilerin mevduat hesaplarını boşlatmaları yüzünden azalan likidite gibi sorunlarla boğuşuyor. Ayrıca riskten kaçan yatırımcılar Yunan bankaların tahvillerini satın almak istemiyor.
Yunan yetkililer ise bankalarının stres testlerinde sergileyecekleri performanslara güvendiklerini belirtti. Bankalar ise konu hakkında herhangi bir yorum yapmadı. Yunanistan Maliye Bakanı Yorgo Papakonstantinu ise iyimser bir beklentiyle, “Yunan bankaların stres testlerini geçeceğinden kuşkum yok” diye konuştu.
BAŞARISIZ BANKALAR DA OLMALI
Toplam 20 ülkedeki finansal düzenleyici kurum tarafından uygulanan stres testleri, Londra merkezli Avrupa Bankacılık Denetleme Komitesi (CEBS) tarafından koordine ediliyor. Stres testleri küresel bankacılık sektöründeki varlıkların yüzde 50’sini oluşturan ve 16 üyesi bulunan euro bölgesiyle birlikte, İngiltere, Danimarka, Polonya ve İsveç’te operasyonlarını yürüten dünyanın en büyük bankalarını kapsıyor.
Franka müdahale 3.6 milyar dolar zarar ettirdi
Gönderen
emre
Etiketler:
Franka müdahale 3.6 milyar dolar zarar ettirdi
/
Comments: (0)
İsviçre frankının aşırı değerlenmesini önlemek için 2009’dan bu yana döviz piyasasına yoğun şekilde müdahale eden İsviçre Merkez Bankası (SNB), eurodaki düşüşün 2010’un ilk yarısında bankaya maliyetinin 14 milyar frank (13.3 milyar dolar) olduğunu açıkladı.
Ancak banka, döviz işlemleri, İsviçre frankındaki pozisyonu ve altın fiyatlarının yükselmesi ile elde ettiği kâr ile toplam zararını 4 milyar franka (3.8 milyar dolar) indirdiğini açıkladı.
SNB aynı zamanda, 2010’un ilk yarısında döviz yatırımlarını, çoğunluğu euro cinsinden olmak üzere, 132 milyar frank (125 milyar dolar) artırdığını da ifade etti.
SNB, Mart 2009’da, İsviçre frankının euro karşısında aşırı değerlenmesini önlemek için döviz piyasasına müdahale edeceğini açıklamıştı. Daha sonra yapılan müdahalelerle, euro/frank paritesi 1.50’nin üzerine çıksa da Avrupa’da baş gösteren borç krizi nedeniyle euro, frank, dolar ve diğer para birimleri karşısında değer kaybetmeye devam etti.
2009 baharından bu yana döviz piyasasına yoğun bir şekilde müdahale eden SNB, geçen ay itibariyle bu müdahalelere neden olan deflasyon tehlikesinin azalmaya başladığını açıklamıştı.
Bununla birlikte, Avrupa’daki borç krizinin etkilerinin azalmasıyla frank karşısında son yılların en düşük seviyesine gerileyen euro yeniden toparlandı ve euro-frank paritesi yeniden 1.30 seviyesine çıktı.
Read more
Ancak banka, döviz işlemleri, İsviçre frankındaki pozisyonu ve altın fiyatlarının yükselmesi ile elde ettiği kâr ile toplam zararını 4 milyar franka (3.8 milyar dolar) indirdiğini açıkladı.
SNB aynı zamanda, 2010’un ilk yarısında döviz yatırımlarını, çoğunluğu euro cinsinden olmak üzere, 132 milyar frank (125 milyar dolar) artırdığını da ifade etti.
SNB, Mart 2009’da, İsviçre frankının euro karşısında aşırı değerlenmesini önlemek için döviz piyasasına müdahale edeceğini açıklamıştı. Daha sonra yapılan müdahalelerle, euro/frank paritesi 1.50’nin üzerine çıksa da Avrupa’da baş gösteren borç krizi nedeniyle euro, frank, dolar ve diğer para birimleri karşısında değer kaybetmeye devam etti.
2009 baharından bu yana döviz piyasasına yoğun bir şekilde müdahale eden SNB, geçen ay itibariyle bu müdahalelere neden olan deflasyon tehlikesinin azalmaya başladığını açıklamıştı.
Bununla birlikte, Avrupa’daki borç krizinin etkilerinin azalmasıyla frank karşısında son yılların en düşük seviyesine gerileyen euro yeniden toparlandı ve euro-frank paritesi yeniden 1.30 seviyesine çıktı.
metallica - the day that never comes
Gönderen
emre
on 13 Temmuz 2010 Salı
Etiketler:
metallica - the day that never comes
/
Comments: (0)
sözlere dikkat!
Read more
tohum otizm vakfı
Gönderen
emre
on 7 Temmuz 2010 Çarşamba
Etiketler:
tohum otizm vakfı
/
Comments: (0)
'Tohum Otizm Vakfı' from idil ar on Vimeo.
harika bir bilgilendirme. ülkemizde tam sayısı malasef bilinemesede engelli pek çok insan var. devletin açıkladığı rakamlar olsa bile bence bu gerçek değil. çünkü çocuğunu saklayan ailelerde var bu ülkede. yada çocuğunun engelini örtbas etmeye çalışan ailelerde var. ve bu rakamlar ne yazık ki çoğu zaman şaibeli raporların gölgesi altında kalabiliyor. ve engeli her ne olursa olsun hepsini aynı kefeye ve aynı kalıba sokan bir zihniyet var. hatta onlardan korkanlar ve çekinenlerde var. filmin sonunda da söylendiği gibi bu onların seçimi değil. bu bazen bizim bazende akıl erdiremediğimiz gerçeklerin sonucu oluşabilir. sebebi her ne olursa olsun onlar bu toplumun bir bireyi bir parçası. bizim yapmamız gerekense onları insan dışı bir varlık olarak algılamamak, onları benimsemek ve ihtiyaçlarına yönelik çözümler geliştirmek. onlarda bizden birileri...
Dünya Ekonomisi Savaşa Gebe
Dünya ekonomisinin son birkaç senedir atlatamadığı çalkantılı bir dönemdem geçiyor. Ülkeler arka arkaya bir nevi iflas ilan ederken diğer taraftan bu ülkelerin vatandaşlarını ise çok zor günler bekliyor.
Buna en çarpıcı örnekler ise ne yazık ki euro bölgesi ülkelerinden geliyor. kriz öncesi dolardan daha değerli hale gelen euro, doların batışından etkilendi. esasında amerikadaki şişirlmiş mortgage krizi gibi şişirlmiş ve fazla değer kazanmış eurodaki sıkıntıda da bilinen bir gerçekti.
önce yunanistan gelen sinyaller akdenizin batısındaki diğer ab ülkelerine de sıçradı. bugün gelinen noktada bu ülkelere ciddi finansal kaynaklar sağlanırken diğer taraftan bu ülkelerin hazinelerindeki altın rezervleri satışa çıkmaya başladı. altın rezervi o ülkenin en büyük finansal unsurudur. bunların dahi satışa çıkarılması bu krizin etkilerinin daha uzun süre ve şiddetli olarak devam edeceğinin göstergesidir.
diğer taraftan (doğruluğu tartışılır) çinde de amerikadakine benzer nitelikte bir mortgage krizi beklendiğine dair piyasalarda söylentiler dolaşıyor. dünya dolar rezervinin ve eurobonların büyük kısmına sahip olan çin de bu tip bir kriz yaşanması halinde, ülkelerinin uzaylılardan finansal destek beklemekten başka çaresi yok. kaldı ki çin de bu tip bir kriz yaşanması, özellikle güney afrikadaya ciddi yatırımlar ve hibeler veren çin için çok daha sıkıntılar yaratacaktır.
çünkü çin sessiz ve derinden afrikaya ciddi yatırımlar yapıyor ve ülkelere doğrudan finansal kaynak sağlıyor. çün de yaşanacak herhangibir ekonomik kriz dünya dngelerini alt üst edecektir.
tüm bu olumsuz tablo ve varsayımlara rağmen insanlar yaşamaya ve hayatlarını idame ettirmeye çalışıyor. pek çok ülkede kriz öncesi açlık sınırının altında yaşayan insanlara bir de gelişmiş ve gelişmkte olan ülkelerdeki işsizler orduları dahil oldu. dünya gittikçe yaşanamaz ve nefes alınamaz bir hal geliyor. bu ve diğer krizlerin etkilerinin giderek şiddet kazandığını görünce 1900 lerin başında yaşanan büyük buhran benzeri bir ekonomik çöküş yaşanması halin insanoğlunu büyük sıkıntılar bekliyor.
öyle ki büyük buhranda teknoloji ve gıdaya erişim bu kadar kolay değildi ama tüm dünyayı yakında etkileşmişti ve bundan çıkış dünya savaşları ile sağlanmıştı. benzer nitelikte günümüzde yaşanacak bir krizin sonucu ise gittikçe artan nüfus ve doğal kaynaklara erişimin kısıtlanması gibi tehditler göz önüne alındığı taktirde savaş kaçınılmaz gibi gözüküyor.
Read more
Buna en çarpıcı örnekler ise ne yazık ki euro bölgesi ülkelerinden geliyor. kriz öncesi dolardan daha değerli hale gelen euro, doların batışından etkilendi. esasında amerikadaki şişirlmiş mortgage krizi gibi şişirlmiş ve fazla değer kazanmış eurodaki sıkıntıda da bilinen bir gerçekti.
önce yunanistan gelen sinyaller akdenizin batısındaki diğer ab ülkelerine de sıçradı. bugün gelinen noktada bu ülkelere ciddi finansal kaynaklar sağlanırken diğer taraftan bu ülkelerin hazinelerindeki altın rezervleri satışa çıkmaya başladı. altın rezervi o ülkenin en büyük finansal unsurudur. bunların dahi satışa çıkarılması bu krizin etkilerinin daha uzun süre ve şiddetli olarak devam edeceğinin göstergesidir.
diğer taraftan (doğruluğu tartışılır) çinde de amerikadakine benzer nitelikte bir mortgage krizi beklendiğine dair piyasalarda söylentiler dolaşıyor. dünya dolar rezervinin ve eurobonların büyük kısmına sahip olan çin de bu tip bir kriz yaşanması halinde, ülkelerinin uzaylılardan finansal destek beklemekten başka çaresi yok. kaldı ki çin de bu tip bir kriz yaşanması, özellikle güney afrikadaya ciddi yatırımlar ve hibeler veren çin için çok daha sıkıntılar yaratacaktır.
çünkü çin sessiz ve derinden afrikaya ciddi yatırımlar yapıyor ve ülkelere doğrudan finansal kaynak sağlıyor. çün de yaşanacak herhangibir ekonomik kriz dünya dngelerini alt üst edecektir.
tüm bu olumsuz tablo ve varsayımlara rağmen insanlar yaşamaya ve hayatlarını idame ettirmeye çalışıyor. pek çok ülkede kriz öncesi açlık sınırının altında yaşayan insanlara bir de gelişmiş ve gelişmkte olan ülkelerdeki işsizler orduları dahil oldu. dünya gittikçe yaşanamaz ve nefes alınamaz bir hal geliyor. bu ve diğer krizlerin etkilerinin giderek şiddet kazandığını görünce 1900 lerin başında yaşanan büyük buhran benzeri bir ekonomik çöküş yaşanması halin insanoğlunu büyük sıkıntılar bekliyor.
öyle ki büyük buhranda teknoloji ve gıdaya erişim bu kadar kolay değildi ama tüm dünyayı yakında etkileşmişti ve bundan çıkış dünya savaşları ile sağlanmıştı. benzer nitelikte günümüzde yaşanacak bir krizin sonucu ise gittikçe artan nüfus ve doğal kaynaklara erişimin kısıtlanması gibi tehditler göz önüne alındığı taktirde savaş kaçınılmaz gibi gözüküyor.
Referandum Kararından Erzincana
Gönderen
emre
Etiketler:
anayasa değişikliği
/
Comments: (0)
Anayasanın bazı maddelerindeki değişikli kararı hakkında CHP'nin açtığı dava bugün sonuçlandı. Ülke olarak referanduma gidiyoruz ama akepenin yapmak istediği ali cengiz oyunları tutmadı malasef.
iki madde iptal edildi ve geriye kalan maddeler için 12 eylül gibi manidar bir tarihte anayasa değişikliği için referandum yapılacak.
zaten tehlikeli olan iki madde yani anayasa mahkemesi ve hsyk hakkındaki kararlar iptal edildi. bu sayede geriye kalan değişiklikler başta hukuk olmak üzere ülkeye tehlike yaratacak maddeler değiller.
esasında anayasa mahkemesi orta yolu buldu. kamuoyunu yakından ilgilendiren iki maddeyi iptal etmesi birazda ne şiş yansın ne kebap düşüncesinin ürünüdür. toplumsal karmaşanın dibini gördüğümüz bugünlerde esasında verilebilecek en doğru karar verildi.
eğer bu çok tehlikeli iki madde iptal edilmeseydi ne olurdu: zaten ayaklar altındaki hukuk olmasa da olurdu denebilecek bir noktaya gelecekti. örnek olarak ise erzincan savcısı ilhan cihaneri göstermek mümkün.
biz sıradan vatandaşların hukuk bilgisi sıfır olduğu için devlet ne derse doğrudur mantığı, anayasal haklarını iyi bilen bir hukuk adamı için geçerli değil. zaten doğrusu da bu dur. ilhan cihaner önce gözaltı sürecinde daha sonra da tutukluluk sürecinde yapılanlara itiraz etmiş ve "hukuk dışılıktan" söz etmiştir. siz beni ne sorgulayabilir ne de yargılayabilirsiniz diyerek haklarını hatırlatmıştır.
dava dosyası erzincan, erzurum, istanbul ve diyarbakır arasında bilinçli olarak dolaştırılarak dava sürecinin uzaması ve gerginliği artması için uğraşılsa da en sonunda savcıyı serbest bırakmak zorunda kalmışlardır.
hukuk bir şekilde tecelli ediyor ama bazen haklı bazende haksız olarak. esasında akepe nin yapmaya çalıştığı anayasa değişikliği bir bakıma doğruydu. çünkü halen daha darbe anayasasının geçerli olduğu bir ülkeye yaşıyoruz. ama farkındayız ama değiliz bu anayasa özgürlüğümüzü ve demokratik haklarımızı kısıtlamaya devam ediyor.
akepenin hareketi güzeldi ama içeriği kötüydü. kendilerine göre bir hukuk düzeni kurmak için çabaladılar ancak bunda başarılı olamadılar.
umarım önümüzdeki genel seçimlerde halkımız tekrar akepeyi seçmez vegelen hükümet daha tarafsız ve gerçekten halk için bir anayasa değişikliği yapar.
Read more
iki madde iptal edildi ve geriye kalan maddeler için 12 eylül gibi manidar bir tarihte anayasa değişikliği için referandum yapılacak.
zaten tehlikeli olan iki madde yani anayasa mahkemesi ve hsyk hakkındaki kararlar iptal edildi. bu sayede geriye kalan değişiklikler başta hukuk olmak üzere ülkeye tehlike yaratacak maddeler değiller.
esasında anayasa mahkemesi orta yolu buldu. kamuoyunu yakından ilgilendiren iki maddeyi iptal etmesi birazda ne şiş yansın ne kebap düşüncesinin ürünüdür. toplumsal karmaşanın dibini gördüğümüz bugünlerde esasında verilebilecek en doğru karar verildi.
eğer bu çok tehlikeli iki madde iptal edilmeseydi ne olurdu: zaten ayaklar altındaki hukuk olmasa da olurdu denebilecek bir noktaya gelecekti. örnek olarak ise erzincan savcısı ilhan cihaneri göstermek mümkün.
biz sıradan vatandaşların hukuk bilgisi sıfır olduğu için devlet ne derse doğrudur mantığı, anayasal haklarını iyi bilen bir hukuk adamı için geçerli değil. zaten doğrusu da bu dur. ilhan cihaner önce gözaltı sürecinde daha sonra da tutukluluk sürecinde yapılanlara itiraz etmiş ve "hukuk dışılıktan" söz etmiştir. siz beni ne sorgulayabilir ne de yargılayabilirsiniz diyerek haklarını hatırlatmıştır.
dava dosyası erzincan, erzurum, istanbul ve diyarbakır arasında bilinçli olarak dolaştırılarak dava sürecinin uzaması ve gerginliği artması için uğraşılsa da en sonunda savcıyı serbest bırakmak zorunda kalmışlardır.
hukuk bir şekilde tecelli ediyor ama bazen haklı bazende haksız olarak. esasında akepe nin yapmaya çalıştığı anayasa değişikliği bir bakıma doğruydu. çünkü halen daha darbe anayasasının geçerli olduğu bir ülkeye yaşıyoruz. ama farkındayız ama değiliz bu anayasa özgürlüğümüzü ve demokratik haklarımızı kısıtlamaya devam ediyor.
akepenin hareketi güzeldi ama içeriği kötüydü. kendilerine göre bir hukuk düzeni kurmak için çabaladılar ancak bunda başarılı olamadılar.
umarım önümüzdeki genel seçimlerde halkımız tekrar akepeyi seçmez vegelen hükümet daha tarafsız ve gerçekten halk için bir anayasa değişikliği yapar.
büyüyorum sanırım!
Gönderen
emre
on 19 Haziran 2010 Cumartesi
/
Comments: (0)
her geçen gün biraz daha fazla büyüdüğümü hissediyorum.
hayatı önemsemeyecek kadar çok büyüdüğümü hissediyorum.
kafamı meşgul eden insanları ve mevzuları hayatımdan sonunda çıkarıp atabilecek kadar büyüdüğümü hissediyorum.
insanların söylediklerini ve yaptıklarını önemsemeyecek kadar çok ama çok büyüdüğümü hissediyorum.
artık anlamsızlık olarak gördüğüm pekçok şeyin yerini tatlı ve içten bir gülümsenin alabildiğini görebilecek kadar büyüdüğümü hissediyorum.
Read more
hayatı önemsemeyecek kadar çok büyüdüğümü hissediyorum.
kafamı meşgul eden insanları ve mevzuları hayatımdan sonunda çıkarıp atabilecek kadar büyüdüğümü hissediyorum.
insanların söylediklerini ve yaptıklarını önemsemeyecek kadar çok ama çok büyüdüğümü hissediyorum.
artık anlamsızlık olarak gördüğüm pekçok şeyin yerini tatlı ve içten bir gülümsenin alabildiğini görebilecek kadar büyüdüğümü hissediyorum.
bazen
Gönderen
emre
on 15 Haziran 2010 Salı
/
Comments: (0)
bazen nefes alamadığını hisseder insan. hissedemediğini hisseder. hissizleşmek...
olduğu yerde kala kaldığını ve hareket edemediğini fark eder. yutkunamaz, nefes alamaz ve ne halt yiyeceğini de bilemez.
böyle zamanlarda bişeyler yapmalı. bi tane sigara bir iki kadeh bişeyler içmeli. o da olmazsa şişeyi devirmeli. o da olmazsa havaya yada duvarlara ağız dolusu küfürler savurmalı.
hiçbiri işe yaramazsa saate bakmaksızın olduğun yerde fırlamak ve kendini sokaklara atmak lazım.
her zaman oluyosa bunlar o zaman alıp kendini çöpe atmalı.
Read more
olduğu yerde kala kaldığını ve hareket edemediğini fark eder. yutkunamaz, nefes alamaz ve ne halt yiyeceğini de bilemez.
böyle zamanlarda bişeyler yapmalı. bi tane sigara bir iki kadeh bişeyler içmeli. o da olmazsa şişeyi devirmeli. o da olmazsa havaya yada duvarlara ağız dolusu küfürler savurmalı.
hiçbiri işe yaramazsa saate bakmaksızın olduğun yerde fırlamak ve kendini sokaklara atmak lazım.
her zaman oluyosa bunlar o zaman alıp kendini çöpe atmalı.
evdeyim... :)
Gönderen
emre
on 14 Haziran 2010 Pazartesi
/
Comments: (0)
en nihayetinde evdeyim. onca yol, onca yoğunluk ve onca koşuşturma sonunda evdeyim yine. birde cenk bey yeni bir albüm yapmış. şarkıyı da klibi de beğendim.
Read more
iran’dan filistine yardım filosu
öncelikle haberi aynen copy-paste yapıyorum.
İran Pazartesi günü önümüzdeki hafta Gazze’ye yardım gönderebileceğini belirtti. İran ayrıca, Devrim Muhafızları donanmasının filoya eşlik edeceğini ifade ederken, İsrail Tahran’ın yaygara yaptığını söyledi.
JERUSALEM POST: İran gemileri Gazze’ye ulaşamayacak
İsrail Pazartesi günü önümüzdeki hafta Gazze’ye yardım gönderebileceğini belirten İran Kızılayı’na ait gemilerin geçisine izin verilmeyeceğini açıkladı.
İsrail hükümetinden bir yetkili, “Eğer bir İrlanda gemisinin Gazze’ye ulaşmasına izin vermediysek, İranlı gemiler içinde aynısı söz konusu olacak” dedi. Yetkili aynı zamanda İran’dan gelen tehdidin boyutunu bilmediklerini ancak Tahran’ın her zamanki gibi yaygara yaptığını ifade etti.
İran’ın geçmişte Hamas ve Hizbullah’a silah tedarik ettiğinin kanıtı olduğunu belirten yetkili, Tahran’ın Gazze’ye göndereceği her geminin büyük kaygı nedeni olduğunu söyledi.
İran Kızılayı’nın uluslararası ilişkiler direktörü Abdolrauf Adibzadeh, Fransız haber ajansı AFP’ye, gemilerden birinin bağışları, diğerinin ise yardım çalışanlarını taşıyacağını söyledi ve gemilerin bu hafta sonunda Gazze’ye yollanacağını belirtti. İran Kızılayı’nın kararı, İran’ın dini lideri Ali Ayetullah Hamaney’in Gazze ablukasını aşmak için yardım taşıyan gemilere Devrim Muhafızları donanmasının eskortluk edebileceğini açıklaması ardından geldi.
bence iran böyle birşey yapmaz. çünkü bunu yapması iran ve israil arasında bir savaşa neden olur. ortadoğunun bozuk dengelerinin iki sorumlusu olan iran ve israil birbirlerine savaş açmayacak kadar akıllıdır.
ayrıca iran uranyum takasıyla birazda olsa nükleer silah konusunda ki kötü imajını düzeltmeye ve abd ile olan ilişkilerini toparlamaya çalıştığı bu dönemde israille bir gerginlik yaşamak istemez. çünkü abd ve israilin eline koz vermiş olur.
iran gemiyi gönderirse ibret-i alem için israil gemilere saldırır ve kim var kim yoksa öldürür. sonrasında da iran bizim hükümet gibi kınar gibi yapıyoruz demez israile saldırır.
ancak bu dönemde israil ve iran arasındaki savaş irana zarar verirken abd nin işine gelir. çünkü abd ekonomisini her zaman savaşa yönelik olmuştur. dünya her zaman savaşa gebedir. yakın tarihimizde bile silah tüccarları yüzünden girdiğimiz savaşları göz önüne alırsak aslında savaşları asıl sebebinin ekonomi olduğunun görebiliriz.
Read more
İran Pazartesi günü önümüzdeki hafta Gazze’ye yardım gönderebileceğini belirtti. İran ayrıca, Devrim Muhafızları donanmasının filoya eşlik edeceğini ifade ederken, İsrail Tahran’ın yaygara yaptığını söyledi.
JERUSALEM POST: İran gemileri Gazze’ye ulaşamayacak
İsrail Pazartesi günü önümüzdeki hafta Gazze’ye yardım gönderebileceğini belirten İran Kızılayı’na ait gemilerin geçisine izin verilmeyeceğini açıkladı.
İsrail hükümetinden bir yetkili, “Eğer bir İrlanda gemisinin Gazze’ye ulaşmasına izin vermediysek, İranlı gemiler içinde aynısı söz konusu olacak” dedi. Yetkili aynı zamanda İran’dan gelen tehdidin boyutunu bilmediklerini ancak Tahran’ın her zamanki gibi yaygara yaptığını ifade etti.
İran’ın geçmişte Hamas ve Hizbullah’a silah tedarik ettiğinin kanıtı olduğunu belirten yetkili, Tahran’ın Gazze’ye göndereceği her geminin büyük kaygı nedeni olduğunu söyledi.
İran Kızılayı’nın uluslararası ilişkiler direktörü Abdolrauf Adibzadeh, Fransız haber ajansı AFP’ye, gemilerden birinin bağışları, diğerinin ise yardım çalışanlarını taşıyacağını söyledi ve gemilerin bu hafta sonunda Gazze’ye yollanacağını belirtti. İran Kızılayı’nın kararı, İran’ın dini lideri Ali Ayetullah Hamaney’in Gazze ablukasını aşmak için yardım taşıyan gemilere Devrim Muhafızları donanmasının eskortluk edebileceğini açıklaması ardından geldi.
bence iran böyle birşey yapmaz. çünkü bunu yapması iran ve israil arasında bir savaşa neden olur. ortadoğunun bozuk dengelerinin iki sorumlusu olan iran ve israil birbirlerine savaş açmayacak kadar akıllıdır.
ayrıca iran uranyum takasıyla birazda olsa nükleer silah konusunda ki kötü imajını düzeltmeye ve abd ile olan ilişkilerini toparlamaya çalıştığı bu dönemde israille bir gerginlik yaşamak istemez. çünkü abd ve israilin eline koz vermiş olur.
iran gemiyi gönderirse ibret-i alem için israil gemilere saldırır ve kim var kim yoksa öldürür. sonrasında da iran bizim hükümet gibi kınar gibi yapıyoruz demez israile saldırır.
ancak bu dönemde israil ve iran arasındaki savaş irana zarar verirken abd nin işine gelir. çünkü abd ekonomisini her zaman savaşa yönelik olmuştur. dünya her zaman savaşa gebedir. yakın tarihimizde bile silah tüccarları yüzünden girdiğimiz savaşları göz önüne alırsak aslında savaşları asıl sebebinin ekonomi olduğunun görebiliriz.
İsraili kınama ve sözde yardım gemileri
Gönderen
emre
Etiketler:
israil,
kınama,
yardım filosu
/
Comments: (0)
yardım gemileri yüzünden gerilimin hat safhaya ulaştığı israille olan ilişkilerimiz aslında her geçen gün daha da anlamsız hale geliyor. daha doğrusu öyle olduğu gösteriliyor.
israille yaşanılan sorunların başlangıcına gidersek; pek tarihi davos zirvesinde, kasımpaşa halk oyunlarından birisi olan kabadayılık gösterisi ile başladı. muhteremin van minüt çıkışı ve sonrasında daha da gelmem demesi ve sonrasında da bugün israil tarafından öldürülen 9 türk ve beş paralık olan ülke onurumuzla birlikte devam ediyor.
peki hükümetimiz ne yapıyor bu arada bir de ona bakalım. o gemilerin baştan sona provakasyon olduğu gün be gün ortadayken ve israil gibi elini tetikten çekmeyen bir ülkenin gelmeyin vururuz tehtidlerine rağmen yine de o gemiler harekete geçirildi. o gemiye bineceğini açıklayan akepe milletvekilleri de gemiye binmedi nedense.
bugün hürriyetten fatih çekirgenin yazısından şöyle bir bilgi vardı; gemiye saldırılmadan iki gün önce dışişleri bakanlığından iki diplomatla görüşen çekirge ye diplomatlar; en fazla gemileri durdururlar ve istedikleri limana çekerler ve olay kapanır gibi bir açıklama yapmışlar.
dışişlerinde görevli diplomatların rahatlığına bakar mısınız? gemiyi durdurup çekerlermiş bi kenara! ne kadar komik. aslında çok acı.
sırf gündemi değişitirip gündem oluşturmak için göz ardı edilen gerçekler var ortada. o insanları yardım gemisi adı altında oraya gitmelerine izin verip sonrada ölmelerine göz yummak çok acı.
nasıl olsa bu ülkede daha 75 milyon insan var ve 9 tanesi ölse ne olur diye düşündülerse o başka bir konu ama ne olursa olsun orda insanlar öldü.
tabi ülkenin beş paralık olan onuru da cabası. israile karşı iki çift diplomatik kelimeyi yan yana getiripte kınıyoruz ulan sizi diyemeyen bir hükümetimiz var. üstelik fellik fellik dünyanın her yerinin dolaşan başbakana rağmen hala daha ülkenin diğer ülkelerle hiçbir doğru düzgün ilişkisi bile yok. çok yazık.
bugün kılıçdaroğlu grup toplantısında güzel ve doğru bişey söyledi; kameralar karşısında one minute kapalı kapılar ardında yes please. kesinlikle doğru. akepe tribünlere oynamasını iyi beceriyor. aslında tek becerebildiği de bu olsa gerek.
israili kınamayla ilgili iki küçük bilgi daha:
1. Birleşmiş Milletlerden herhangibir kınama kararı çıkmadı.
2. Türkiyenin dönem başkanlığı yaptığı Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Zirvesinden de israile yönelik herhangibir kınama sonucu çıkmadı.
Read more
israille yaşanılan sorunların başlangıcına gidersek; pek tarihi davos zirvesinde, kasımpaşa halk oyunlarından birisi olan kabadayılık gösterisi ile başladı. muhteremin van minüt çıkışı ve sonrasında daha da gelmem demesi ve sonrasında da bugün israil tarafından öldürülen 9 türk ve beş paralık olan ülke onurumuzla birlikte devam ediyor.
peki hükümetimiz ne yapıyor bu arada bir de ona bakalım. o gemilerin baştan sona provakasyon olduğu gün be gün ortadayken ve israil gibi elini tetikten çekmeyen bir ülkenin gelmeyin vururuz tehtidlerine rağmen yine de o gemiler harekete geçirildi. o gemiye bineceğini açıklayan akepe milletvekilleri de gemiye binmedi nedense.
bugün hürriyetten fatih çekirgenin yazısından şöyle bir bilgi vardı; gemiye saldırılmadan iki gün önce dışişleri bakanlığından iki diplomatla görüşen çekirge ye diplomatlar; en fazla gemileri durdururlar ve istedikleri limana çekerler ve olay kapanır gibi bir açıklama yapmışlar.
dışişlerinde görevli diplomatların rahatlığına bakar mısınız? gemiyi durdurup çekerlermiş bi kenara! ne kadar komik. aslında çok acı.
sırf gündemi değişitirip gündem oluşturmak için göz ardı edilen gerçekler var ortada. o insanları yardım gemisi adı altında oraya gitmelerine izin verip sonrada ölmelerine göz yummak çok acı.
nasıl olsa bu ülkede daha 75 milyon insan var ve 9 tanesi ölse ne olur diye düşündülerse o başka bir konu ama ne olursa olsun orda insanlar öldü.
tabi ülkenin beş paralık olan onuru da cabası. israile karşı iki çift diplomatik kelimeyi yan yana getiripte kınıyoruz ulan sizi diyemeyen bir hükümetimiz var. üstelik fellik fellik dünyanın her yerinin dolaşan başbakana rağmen hala daha ülkenin diğer ülkelerle hiçbir doğru düzgün ilişkisi bile yok. çok yazık.
bugün kılıçdaroğlu grup toplantısında güzel ve doğru bişey söyledi; kameralar karşısında one minute kapalı kapılar ardında yes please. kesinlikle doğru. akepe tribünlere oynamasını iyi beceriyor. aslında tek becerebildiği de bu olsa gerek.
israili kınamayla ilgili iki küçük bilgi daha:
1. Birleşmiş Milletlerden herhangibir kınama kararı çıkmadı.
2. Türkiyenin dönem başkanlığı yaptığı Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Zirvesinden de israile yönelik herhangibir kınama sonucu çıkmadı.
Anayasa Değişikliğinin İptali Davasının Kabulü
Gönderen
emre
Etiketler:
anayasa değişikliği,
anayasa mahkemesi,
iptal davası
/
Comments: (0)
Hükümetin meclisten ve cumhurbaşkanından geçirdiği anayasa değişikliği hakkında chp nin açtığı iptal davası bugün anayasa mahkemesi tarafından kabul edildi. şimdi mahkeme konuyu şekil bakımından imcelemeye alacak ve sonrasında kararını açıklayacak.
refandum süresi başladı ve tarih olarakta eylül ayından olacağı açıklandı. ancak iptal davası refandumdan önce sonuçlanacaktır.
zaten mahkeme başkanı haşim kılıç ta birkaç maddeyi inceleyeceğiz gibi garip bir açıklama yapmıştır. işin ilginci bu açıklamayı davanın kabulünden önce yapmıştır. yani bugünkü karardan yaklaşık bir hafta önce.
aslında bu tip anlamsız açıklamalar, ağızdan kaçan küçük bilgiler yada açık kalan mikrofonlar sayesinden türkiyede işlerin nasıl yürüdüğünü daha net görebiliyoruz.
haşim kılıç ın başbakalan yakın olduğu gün gibi aşikarken zaten kalkıpta davayı kabul etmeyeceğiz demesi beklemek saflık olur ama diğer taraftan daha mahkemenin diğer üyeleriyle görüşmeden ve dava süreci başlamadan nasıl olurda mahkeme başkanı birkaç maddeyi inceleyeceğiz gibi bir açıklama yapma gafletinde bulunur ilginç doğrusu.
bakalım bu davanın sonucuda akepe nin kapatma davası gibi mahkeme başkanın tek oyuyla mı sonuçlanacak? hatırlanırsa akepe nin kapatma davasında da mahkeme başkanı akepenin kapanmaması için oy kullanmıştı.
Read more
refandum süresi başladı ve tarih olarakta eylül ayından olacağı açıklandı. ancak iptal davası refandumdan önce sonuçlanacaktır.
zaten mahkeme başkanı haşim kılıç ta birkaç maddeyi inceleyeceğiz gibi garip bir açıklama yapmıştır. işin ilginci bu açıklamayı davanın kabulünden önce yapmıştır. yani bugünkü karardan yaklaşık bir hafta önce.
aslında bu tip anlamsız açıklamalar, ağızdan kaçan küçük bilgiler yada açık kalan mikrofonlar sayesinden türkiyede işlerin nasıl yürüdüğünü daha net görebiliyoruz.
haşim kılıç ın başbakalan yakın olduğu gün gibi aşikarken zaten kalkıpta davayı kabul etmeyeceğiz demesi beklemek saflık olur ama diğer taraftan daha mahkemenin diğer üyeleriyle görüşmeden ve dava süreci başlamadan nasıl olurda mahkeme başkanı birkaç maddeyi inceleyeceğiz gibi bir açıklama yapma gafletinde bulunur ilginç doğrusu.
bakalım bu davanın sonucuda akepe nin kapatma davası gibi mahkeme başkanın tek oyuyla mı sonuçlanacak? hatırlanırsa akepe nin kapatma davasında da mahkeme başkanı akepenin kapanmaması için oy kullanmıştı.
artık burdayım sadece
Gönderen
emre
Etiketler:
artık burdayım sadece,
emre
/
Comments: (0)
artık sadece burdayım. diğer bütün ıvır zıvır siteleri, facebook hesabını kapattım. takip edin ha !
daha önce de bloglama yapıyordum ama bu başka bişi.
bu sitede ne var: öncelikle hiçbişey yok bir o kadar da şey var. mesela benim sabah kalkıpta gece (daha doğrusu sabaha karşı) zıbarana kadar yaşadıklarım ve yaşamadıklarımın yanı sıra günlük ıvır zıvır ve hede hödelerde yer alacak. hepsi bu…
ayrıca benim kafamı kurcalayan bazı mevzular ile, siyaset ve ekonomi de var.
Read more
daha önce de bloglama yapıyordum ama bu başka bişi.
bu sitede ne var: öncelikle hiçbişey yok bir o kadar da şey var. mesela benim sabah kalkıpta gece (daha doğrusu sabaha karşı) zıbarana kadar yaşadıklarım ve yaşamadıklarımın yanı sıra günlük ıvır zıvır ve hede hödelerde yer alacak. hepsi bu…
ayrıca benim kafamı kurcalayan bazı mevzular ile, siyaset ve ekonomi de var.

